Dikkatin Yönü
Dikkatin tek bir noktaya saplanması, psikolojik olarak bizi zorlamaya başlar.
Eğer dikkatim sürekli dışarıdaysa — “Başkaları benim hakkımda ne düşünüyor?”, “Kötü müyüm?”, “Beceriksiz ya da aptal mıyım?” gibi sorularla meşgulse — kendi içsel süreçlerimi ve gerçekte neye ihtiyacım olduğunu gözden kaçırırım. Varlığımı, yalnızca bir kısmımı gören ve bakış açısı doğal olarak taraflı olan bir başkasının değerlendirmesine bırakırım. “Aman, beni öyle görmesin!” diye çabaladıkça, kendimi bir bataklıkta çırpınıyormuş gibi hissedebilirim. Ve sonunda, en çok korktuğum cevaplarla yüzleşirken bulabilirim kendimi.
Peki gelin tam tersini düşünelim. Eğer dikkatim yalnızca kendi içime yönelmişse — “Benim fikrim, benim duygum, benim dünyam” — bu da dış dünyayla kurduğum bağı zayıflatır. Sosyal becerilerden yoksun, iş ve arkadaşlık ilişkilerinde yalnızlaşan biri hâline gelebilirim. Olayların neden başıma geldiğini anlayamaz, kendimi sürekli dış dünyada yandaş ararken bulabilirim. “Doğru değil mi? Haklıyım!” diye düşünmeye başladıkça, gelişmek ve olgunlaşmak ikinci planda kalır. Haklı olma çabası, değerlendirmelerimi çarpıtabilir. “Beni kıskandığı için böyle yaptı.”, “Beni dinlemedi.” gibi düşünceler, olayları sağlıklı yorumlamamın önüne geçebilir.
Oysa sağlıklı olan, dikkati esnek bir şekilde yönlendirebilmektir.
Bunu yapabilmenin yolu, öncelikle kendi değer noktalarımızı fark etmekten geçer. Kendimizi hem güçlü hem de eksik yönlerimizle kabul edebilmekten… Ve bu eksiklik hissini, başkalarını aşağılayarak ya da birilerinin “Hayır, aslında gayet tam’sın” demesine ihtiyaç duymadan taşıyabilmekten.
Elimizdeki teçhizatı bilirsek — “Nerede iyiyim, nerede zorlanıyorum?” — kendimizi tedirgin hissetmeyiz. Tabii sadece elimizdekilere odaklanıp, dış dünyayı kontrol etme isteğine kapılmamak da önemlidir. Her insanın zayıf noktaları olabileceğini kabul ederek, hem kendimizle hem de dış dünyayla sağlıklı bir bağ kurabilmeliyiz.
Kesin yargılar yerine gerçekçi değerlendirmeler yapabilmeyi öğrenmeliyiz. Şöyle sorular sormak iyi bir başlangıç olabilir:
- Ben böyle hissederken dışarıda ne oluyor?
- Dış dünya böyle düşünürken, ben aslında ne hissediyorum?
- Peki, hislerim ve dış dünyanın gerçekliği arasında nasıl bir denge kurabilirim?